26 Ağustos 2016 Cuma

Ene Üridü Mır - Kaşarlı Tostun Dostluğu Acıtana Kadar

Tek başına yemek yedin mi? Yemek dedin mi? Ah keşke görsen yüzümdeki aşağılayıcı gülümsemeyi. Ben bile tiksindim kendimden. Yalnızlıktan çok korkuyorum ben mesela, tost. Yalnız kalmaktan o kadar korkardım ki çocukken annemin pilav üstü kurusu olsun, pilav üstü bezelye yemeği olsun, nohutlu pilavı olsun hepsinde kaşığımda mutlaka pirinç ve garnitürü olacak şekilde alırdım. Yalnız bırakamazdım onları bile, en son kaşıkta sadece pirinç kaldıysa bir tabak daha isterdim. Tıka basa tok olsam da isterdim o ikinci tabağı. Bu sefer olacak derdim. Bu sefer yalnız kalmayacaklar ben gibi derdim. Hiç sadece kaşarlı tost yemedim, tost. Mutlaka kaşarın sarılacağı, aşkın ateşinde eriyip ayırmaya çalışanlara ayak direteceği bir yiyecek isterdim tostun arasında. Çok zehirlendim, tost. Sucuklar, pastırmalar hep bozdu midemi. Çok tost kazığı yedim, evet.

Her çocuk görmüştür belki. Bilmiyorum. Ben çok gördüm. Seslenişlerime cevap alamadığım, koştuklarımın bir yere varmadığı, uzun koridorların uzadığı çok rüya görmüşümdür. Elimin bırakıldığını çok görmüşümdür. Yalnız kalışım çok olmuştur. Rüyalar, bilinçaltında depolanan korkuların su üstüne çıkışı. Evet, boğulmuş insanların cesetleri gibi hepsi bir bir yükseldi suyun üstünde. Dünyanın yüzde kaçı su? Rakamla %70, yazıyla yüzde yetmemiş. Yetmiyor insanoğluna, açgözlülük diz boyu, insanlar parmak arasından fırlamış, hepsi diz altı eteklerde boğulmuş. Neyse dur bunu akşam yemekte konuşuruz, tost. Dünyanın %70 i su ise zirvedekiler hep ceset.

Üjen ve Hokan... Bu iki ismi sakın unutma tost. Sen gibi onlar da beni dinlemeye mahkum edildi. Ben onları azat ettim ya da dağa kaçtı, belki de yandı bitti kül oldu. Benimle olmaya, yalnızlığımı gidermek için, yalnızlığımın bana dayanamaması sonucunda kendisi tarafında icat edilmiş varlıklardı. Hayal ürünü değillerdi. "Bu hayattaki karakterler tamamıyla hayal ürünüdür." Öyle değil işte. Gerçi onlar da gitti, yalnızlığımla yine kalmıştım baş başa. Japon yapıştırıcısı ile yok,yok, bildiğin siyam ikiziydik ya da ben onda bir parazit. Herkeste olduğum gibi...

Yalnızlığım bir zaman sonra dile geldi; Hadi yer değiştirelim. Dedim kendi kendime; ne kadar kötü olabilir ki? Yalnız kalmak yerine yalnız olacaktım. Aslında gayet güzel bir şey, tabii ben konuya dahil olana kadar. Hak verdim. Ben bile benim yerime geçen yalnızlığıma dayanamadım. Sorun bende mi diye düşündüğümde, evet bendeydi. Ama yalnızlığın yerine geçtiği bendeydi, daha doğrusu yalnızlığa yerini bırakan bendeydi. BENDEYDİ YANİ. Neyse sen de bırakacaksın zaten birazdan, tost.

Yine asıl söyleyeceklerimi söyleyemedim be tost. Kalbim acımaya başladı yine. Dizlerim tutmamaya, göğsüm sıkışmaya, gözlerim dolmaya başladı. Soluğumu içime çektiğimde başka bir soluğa daha olan açlığımı hissediyorum.Sigaramı yaktığımda yangınlar içinde olan kendimi görüyorum. Her şeye kafa çevirip duvara diktiğimde gözlerimi içinde olmayanı görüyorum. Kalbimin atışını hissettiğimde nerede olduğunu merak ediyorum. Belki bir haremde, belki bir haramda, belki bir çöpte ya da sarayda, belki onun elinde ya da  ayaklarının altında, belki hala yerinde ya da olması gereken yerde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder