Bismillahirrahmanirrahim
Kalbi boş olanın kalbine giren çıkan belli değil. Ne saray var, ne bir yurt, ne bir köy kasaba... Kapısız köy dedikleri şey işte, o..... misali. Kapı koymak büyük mesele. Her gönüle nasip olacak bir iş değil. Kimine nasip olmaz, kimi ise doğuştan şanslı. İnsanlar bir yerlere gelmek için tırnakları ile kazıyanlar ve torpilliler olarak ayrılabilir. Çoğu insan torpilli insanlardan nefret eder. Bazı noktalarda insanın torpile ihtiyacı var. Mesela ingiliz kraliyet ailesinde doğan biri doğuştan torpilli, yada rakıfella soyismini taşıdığında torpil veren sen oluyorsun. Tırnaklarını değil kollarını kaybetsende kazırken yine de gelemezsin o noktaya. Tabii yersen. Kimi dediğim gibi çok şanslı. Kimi ise doğduğu yer için şükretmeli.
Kalbe kapı koymakla iş bitse keşke. Öğrenci evine döndüyse vay halime. Gerçi nasıl bir şeydir hiç şahit olmadım. Çalarak giriyorlar içeri belli ki. Kalbimi çaldın diyorlar ya hani, o öyle değil. Kapıyı tıklatıyorlar, bazen tıklatmaya bile gerek yok kapının önünde dikil otomatik kapı gibi çarpıyor adama. Kapıyı açan sen içeri buyur eden sen. önceden yazdığım bir yazı vardı, o geldi bak şimdi aklıma. Evine kimi aldığını seçtiğin gibi seçmiyor insan gönlüne aldığını. Allah bir kapıyı kapar başka bir kapı açar. İnsan da yapıyor bunu, insanla denkleştirmek gibi bir durum söz konusu bile olamaz haşa. Bir kapıyı kapıyor bir başkasını açıyor, orospudan otostopçuya dönüyor. Bir bulmaca var ya kelimede harf değiştire değiştire hedefe gidiyor, onun gibi.
Kalbe köşk yapıp, kimi oturttuğun... Bir yuva kurdun, kurdum. Huzuru arıyor insan o zaman da. "ignorance is bliss" var ya hani, aradıkça ne bok yediğini daha da fark ediyorsun. Her geçen gün kendine lanet ediyorsun, oturana lanet ediyorsun, onu oturttuğun güne lanet ediyorsun. Ne huzur kalıyor, ne sevgi. e, kalmayınca bir şey basıyorsun siktiri. Oturana değil, kendine. Sen aldın içeri sen yaptın baş tacı, sen yaptın onu... Kendinle savaşıyorsun, yıllarca beraber yaşadığın insandan ertesi gün ayrıldığında unutuyorsun. Nerede başladı? ne zaman başladı? Niye başladı? Nerelere gittik? Ne yaptık? KİMDİ?
Kalbini kapatıyorsun... Kaldın mı başbaşa kendinle, hoş geldin. Başta terbiyemi korumaya çalıştığım gibi, ki onda da pek başarılı olduğum söylenemez, korumayacağım. Küfüründe adabı var, mesela belden yukarı küfredilmez. Ama ağzıma sıçtım... Edeb mi kaldı da adabı hatırımıza getireyim. "Başını duvarlara çok vuracaksın." ..caksın? Kendime yaptığım, yıllarca dişimi tırnağıma takıp yaptığım tüm duvarlar tek seferde yerle bir oldum. Sanki karımı aldatıyorum da aldattığım evin duvarları çöküyor, o sırada da yoldan bizim hanım geçiyor. Çırılçıplak karşısında kalıyorsun. Tek başına kalsan tamam da az önce bir başkasıylaydın. Savunmasız, çaresiz, suçlu, her türlü saldırıya açık kalıyorsun. Gözünden akarsa bir damla yaş akıyor, akmazsa beyninden bir çivi gevşiyor. Bazısı ise çok şanslı, ağlamasa da çivi yerinden oynamıyor. YOK Kİ. Kendi kendine kalmak çok kötü. İnsanın gözü hep dışarda, dışarıdayken de bir başkasında, onu inceler halde. Odam ve çalışma masam olmadığı için annemin tuvalet masasında ders çalışırdım. Karşımda ayna, annem uzun süre ders çalışmama izin vermezdi, kızardım. "Aynaya çok bakılmaz." O öyle değilmiş anne. Kendine çok bakılmaz, delirirsin.
Beşer şaşar tek şaşmaz Allah. Annen dövüp, ağlarken nasıl "anne" diyorsan öyle sarılmalı. Babamın mantığını seviyorum, artık kendi mantığım olarak da kabul ediyorum. Ayağın taşa takıldıysa, taşı koyana değil, taşa değil, ayağına kız, taşı görmeyen gözüne kız, bir karış havadaki aklına kız.
Kalbe mi noldu? Kalp yok. Dereyi görmüşsün, deryayı görmüşsün, bir bardak suya mı tamah edeceksin. At elindekini, ama kaybetme attığını. Ararsan bulamazsın ama bulanlar arayanlardır, buldum diye refaha erme, kaybedersen bir daha bulamazsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder