16 Eylül 2016 Cuma

Ene Üridü Mır - Üçüncü Paket ve Duman olan Düşünceler

Sevmek sevilmek güzel şey de yalnızlık çok zor. Neyse hadi bu seferlik yalnızlığımla baş başa kalan ben olayım. Sevmek, sevilmek, sevişmek güzel şey ama yeterli midir bilemiyorum. Bazılarına göre sevgi her şeyi yener, sevginin önünde kimse duramaz. Bazıları ise boş bulur bunu. Boş bulanlardanım ben de. Sevgi öyle güçlü bir şey değil. Tek başına değil en azından. Onun bu gücü elde edebilmesi için mahalleden arkadaşlarını çağırması gerekir. Ama dünya o kadar hızlı hareket ediyor ki bizler yetişemezken ertesi gün aynı yere gelecek dünyaya o nasıl gidip de arkadaşlarını çağırsın. Müsaade var mı sanki?

Bugünün 52. sigarasını yakarken hissettiğim ve düşündüğüm şeyler bunlardan ibaret olsa keşke. Canlarımdan birinin ağzı açık kalmış da şunu söylemiş evvel zaman içinde: "Şerafettin ileriyi düşünen biri, ileriyi gören biri ama hipermetrop. Önünde olmayan taşın üstünden ilerisinde olduğu için atlayan biri. Önünde taş varken ilerisi düzlük olduğu için koşa koşa gidip yeri öpen biri. İleriyi düşünürken anı kaçırmasa başarılı olacak belki de." Şerafettin yani ben bunu seviyorum dediği gibi olmasa da. Aslında sadece taşa takılıyor, zıplıyor hopluyorum. İlerisi mi? Bir insan geri geri giderken önünü nasıl görebilir ki? Aslında önünü görür ama gördüğü gittiği yer olmaz. Neyse işte anladın sen.

51. sigaramda şunu düşünmüştüm. Sevmek sevilmek güzel şey ama seni sevenin kim olduğu tanımlıyor seni. Aynı şekilde senin sevdiklerinde bu şekilde tanımlıyor seni. Beni kimse sevmiyor değil, aksine çoğu insan sever beni. Bu daha korkutucu. Korkağın teki olmam ise bu durumun daha vahim bir hal almasına sebep oluyor.

53. sigaramı yakmayı düşünüyorum. Ama neredeyse üçüncü paketi bitireceğim bugün.

Yak anasını satayım.

Gurur demiştim geçen sefer. Anladım ki bunu garipsememin nedeni gurursuz olmam. Sevip sevmek sevişmek diyip durmamın asıl sebebini direkt söylemek isterdim ama alıştın sayılır artık yapamıyorum. Olmuyor. Kendimce bir yerlerden gelmeliyim oraya, sanki yazarken aklıma gelmiş gibi. Önceden düşünmemişim de yazmaya başlayınca: "Ya böyle de bir şey vardı" demişim gibi. Fark ettin mi noktalama işaretlerini kullanmaya özen gösteriyorum artık. Büyük ihtimalle yanlış. Ben ilkokula geri döneyim. Aslında çok da güzel olur biliyor musun? Ömrümden geçmemiş gibi olsa... Kim istemez ki? Ben mükemmel yaşadım diyebilen baba yiğit var mı?

Bal peteği projesi vardı mesela, bir kafede peydah oldu. Adamlar yaptı. Biz avucumuzu yaladık. Düşündüğün şeyi gerçekleştireceksin. Gururu bir kenara bırakacaksın, vaktini ayarlayacaksın, az uyuyacak, çok çalışacak ama düşünceni gerçekleştiremesen bile çabalayacaksın. Nasip değilmiş diyeceksin sadece. Nasibinse zaten o, senin için 3 kişilik otobüs bileti rezervasyonu yaptırılır. Nasibinse o pencereye çıkan teyzeye ev sorarsın, o bulur, anahtarı eline verir. Nasibinde değilse bomboş otobüse bilet bulamazsın. Nasibinde değilse emlakçı emlakçı gez ev bulamazsın. Nasibimizi hayırlı kılan Rabbime hamd olsun.

Yunus Emre gibi çıkar gidersin evinden yurdundan da aş aradığında senin adınla sofralar kurulur önünde. Evimden çıkarmayan, kovmayan anama babama selam olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder